“fırlatıyor iğnelerini kaktüs kadın.
günleri,
yaşam süsü verilmiş bir intihar.”
yokluğunda solan çiçekler var,
çiçeklere eşlik eden ciğerler var.
dönüp dönüp sende duruyorum.
dolaşıp dolaşıp sana geliyorum.
dolanıp dolanıp sana düğümleniyorum.
(via kitapgibibiripm-deac)
Seninle bir otogarda sarılıp bunun adını “ iki evrenin çarpışması ” koyacaktım. Bari o kadar kalsaydın.
(via kitapgibibiripm-deac)
Sonra günlerin geçmesini, hatıraların yağmurda sızlayan eski kırıklara dönüşmesini bekledim. Ama bazı hatıralar ölümcül oluyor.
(via emrahserbes)
Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle.
sigara yakmalık
(via emrahserbes)
Unutmanın acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete. yani birini er geç unutmaya mahkûm olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. o kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.
(via emrahserbes)